Hellboy Film Eleştirisi

Hellboy Film Eleştirisi
Hellboy Film Eleştirisi

Hellboy, şeytanları olan bir şeytan. Bu konsepti göz önünde bulundurduğunuzda Hellboy'un yetişkinlere hitap eden daha sert, daha karanlık ve daha kanlı bir film olması gerektiğinde hepimiz hemfikiriz. Sağolsun yapımcılar da öyle düşünmüş. Çok şükür uzun zamandır beklediğimiz Hellboy vizyona girdi.

Hellboy'un çizgi roman sayfalarındaki atmosferi öyle başarılı ki, bundan bir sürü muhteşem hikaye çıkacağını düşünüveriyorsunuz. Bu sebeple daha önce Guillermo Del Toro'nun yönetmenliğinde ve başrollerinde Ron Perlman'ın oynadığı iki film daha çekilmişti. Guillermo Del Toro'un filme romantik ögeler de katıp hikayeyi sulandırmasına ne kadar sinirlendiğimizi hatırlıyorum. Tamam başarılı görsel efektler ve fantastik canavar tasarımları bir nebze olsun yüreğimize su serpmişti ama Hellboy'u patlamış mısır seyirliğine indirgediği için çok kızmıştık.

Şimdi sıkı durun. Gelen gideni aratırmış. Guillermo Del Toro'nun Hellboy'u en azından insanlardan daha insani bir canavarın hikayesini duygusal bir çerçevede anlatıyordu ve bunda da başarılı olmuştu. Yeni Hellboy'un tek istediği suratınıza bir yumruk atıp, homurdanarak uzaklaşmak.

Yönetmen Neil Marshall daha çok karanlık hikayeleriyle bilinen biri. Game of Thrones dizisindeki iki büyük savaş sahnesine imza atmasıyla hepimizin radarına gümbür gümbür girmişti. Bu anlamda da Hellboy gibi karanlık bir cehennem hikayesinin kamera arkasına geçmesi hepimize ümit vermişti ama bütçe kısıtlarından mıdır nedir, bu filmi hiç ama hiç beğenmedim. Video oyunlarının fragmanlarında bile çok başarılı görsel efektler var. Hatta bazen sahnede olup bitenler o kadar ucuz görünüyor ki, gülmekten kendinizi alamıyorsunuz.

Hellboy (David Harbour), kaotik bir hikaye anlatıyor, buna itirazımız yok ama her bir kaosun üstüne yeni bir kaos ekleyip zihninizi uyuşturuyor. Olayların akışını kaybediyorsunuz. Karakter gelişimi, ikna edici arka plan hikayeleri gibi kavramlar bu film için lüks kaçıyor. Bir müddet sonra da her şeyi kabullenip patlamış mısıra gömülüyorsunuz.

Peki hiç mi iyi bir şey yok derseniz, var gibi, sanki.

Hellboy Meksika'da bir vampirle dövüşün ardından İngiltere'ye devlerle savaşmaya gidiyor. Ardından da ya bu filmde Milla Jovovich gibi bir yıldız daha var, onu da hikayeye dahil edelim demiş olsalar gerek, Hellboy asansörle başka bir boyuta geçiyor. Bu anlamda bakıldığında günümüzün pahalı ve devasa bir hesap makinesi gibi görünen süper kahraman filmlerine sağlam taşlar atıyor. (Yok yok sana demedik Avengers: Endgame! Seni seviyoruz.)

...ama filmin formülü çok ucuz ve tutmamış. Brifing al, havanı at, patakla. Hellboy hep hiçbir şey hakkında birşey bilmediği bir odaya giriyor. Birileri ona birşeyler hakkında herşeyi anlatıyor. Hellboy olay yerine gidiyor, birkaç tane meydan okuyan söz söylüyor ama öyle derin felsefi cümleler değil bunlar. Sonra herkesi pataklıyor vs. Ankara'nın arka sokaklarında sürekli küfür edip adam döven kaba dayılar var ya, onların bile bir tarzı var diyim siz gerisini anlayın.

Daha ne bekliyordun demeyin. Guillermo Del Toro'nun en azından görsel olarak tatmin edici romantik soslu Hellboy filmlerini mumla aratan bir film bu. Filmin konusuna falan bu yüzden hiç giremeyeceğim.

Hellboy Mydoviz Puanı: 2.5/5

BLOG COMMENTS POWERED BY DISQUS